Skip to content

o belde 601

  • by

Ahmet HAŞİM O BELDE

“Ana baba ve bunlardan meydana gelen çocuklar”ın kimler olduğu hakkında farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bunlar, “Âdem ve zürriyeti, Nûh ve soyu, İbrâhim ve soyu, Hz. Muhammed ve soyu, genel anlamıyla anne baba ve çocuklar” şeklinde özetlenebilir. Taberî, gerekçelerini açıklayarak bizim de katıldığımız son mânayı tercih etmiştir (bk. XXX, 125). Bu bölümde şair, artık cüdâ kaldığı o beldeyi tasvir ediyor. Şiirin ağırlık merkezini teşkil eden bu tasvir başlıca iki unsurdan oluşuyor.

Edebiyatı Cedide Kütüphanesi Nedir?

“Nîlî sükût-ı istifhâm”(çividi soru sessizliği) tamlaması da şairin anlatımına güzel bir örnektir. “Nîlî” sıfatını şair, “istifham”a değil “sükût”a bağlıyor. “Ve bu akşam ki eyliyor tehziz / Bende evtar-ı hüznü ü ilhamı” Dizelerindeki tamlamalar da dikkat çekicidir. “Evtâr-ı hüzn ü ilhâm” (üzüntü ve esin telleri) tamlaması ile şair, içindeki duyguları, hüzün ve ilhamı bir musiki aleti gibi düşünüyor. Bu ifadede şair, kendisi ile tabiat arasındaki kaynaşmayı müzikal bir niteliğe büründürüyor.

Bunlar tıpkı bir musiki eserindeki leit-mo-tivler gibi bir an kaybolduktan sonra kendilerini yeniden hissettirirler.

Parnasyen, objektif varlığı kavramağa çalıştığı halde sembolist onu inkâr etmeğe, yıkmağa, kırmağa gayret eder. Bu kısımda şâir, dalmış olduğu hülyalar âleminden uyanarak tekrar hakiki dünyaya dönüyor ve yeniden kendisini “Bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkûm” hissediyor. Bir sanatkârın eserlerinin bütünü hakkında salim bir hükme ancak bütün metinlerin ayrı ayrı incelenmesi suretiyle varılabilir. Fakat bütün metinleri incelemeden verilmiş olan hükümlerin isabetsizlik ve katiyetsizliği karşısında, bizi hakikate geç ve güç ulaştıran bu yolu tercih etmek daha dürüst bir harekettir. Martin Scorsese’nin filmlerinde kullanmaya bayıldığı Gimme Shelter adlı şarkının sözleri ve şarkının filmlere katkısı hakkında bir inceleme. Gündelik yaşantımızda gerek masa başı çalışma, gerekse spordan uzak bir hayat tarzı sebebiyle vücudumuzu yeterince hareket ettiremiyoruz. Buna alışan bünyede ise görülen birtakım hastalıklar mevcut. Hareketsizliğin insan yaşamında istenmeyen durumlara yol açtığını belirten Medicana Sivas Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahi Uzmanı Op. Ahmet Haşim’in gerçek dünyanın kötülüklerinden, bunalımlarından kurtulmak için yarattığı ütopya ve bu ütopyanın O Belde şiirine yansıması. Sezon fragmanı yayımlandı ve çıkış tarihi de belli oldu. Bel düzleşmesinde bir sonraki aşamanın kamburluk olduğunu belirten Sili, “Bu konuda, ‘Bel düzleşmesinin ileri aşaması nedir? Bel düzleşmesinde bir sonraki aşama kamburluktur.

Omurganın esnekliğini kaybetmesiyle birlikte omurganın duruşu değişir. Kasların zayıflamasıyla oluşan beldeki düzleşme, bazen kalıcı hale gelebilir” dedi. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com’a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Şiirin “bugünkü beşer ”den bahseden parçasını ikinci bölüm olarak alıyoruz. Burada şair, sevgilisine “bir ince taze kadın”, kendisine “eski bir budala” diyen “bugünkü beşer” hakkındaki düşüncelerini dile getiriyor.

Sûre, adını ilk ayetteki “el-Beled” kelimesinden almıştır. Mekke’de indirildirilen sure, 20 ayetten oluşur. Sure ismini ilk iki ayetinde geçen ve beldeler şehirler anlamına gelen el-beled kelimesinden alır. Bu surede el beled kelimesi ile Mekke şehri kastedilmektedir. Beled Suresi’nin Arapça okunuşu ve Türkçe anlamı, mealini haberimizde bulabilirsiniz, dinleyip ezberleyebilirsiniz. Öztürk, Nurettin , Çağdaş Türk Edebiyatında Ütopya, İnönü Üniverbahsegel yeni adres, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Elemlerine bir liman olan bu mavi deniz, MELALİ ANLAMAYAN NESLE AŞİNA DEĞİLİZ.

Ahmet Haşim’in O Belde Şiiri

Bu akşamın şairin kendisinde esin ve hüzün tellerinin titrettiğini ifade ederek yine bu hayali beldeden ayrı kaldığını, sürgün ve ayrılığa mahkûm bu yerde tutuklu olduklarını söyleyerek bitirir. Serbest müstezat tekniğine uygun olarak, şiirde cümleler tek bir dizede başlayıp bitmiyor. Dizelere dağılan cümleleri bütün olarak değerlendirecek olursak, uzunluk ve kısalıklarıyla, şiirin içeriği arasında bazı ilişkiler olduğunu görürüz. Başlangıcı teşkil eden uzun ve öğeleri dağınık cümleler, genellikle heyecanlı bir ses tonuna karşılık geliyor. O beldeyi ve o belde kadınlarını tasvir eden kısa cümlelerde, hayali bir mutluluk duygusuyla şairin ruhu gibi ifadesi de sakindir. Bundan sonra arka arkaya gelen dört soru cümlesiyle tekrar duygusal karmaşa başlıyor. Son dizelerdeki cümlede ise şair, istemediği bu yerde kendini sonsuza dek mahkûm hissediyor. O Belde şiirinde uzaklarda ismi olmayan bir şehirden, o şehirde yaşayan kadınlardan ve o kadınların şairin aşık olduğu kadına benzerliklerden bahsedilir. Anlamın kapalı, ifadelerin muğlak olduğu şiirde, düşsel imgelerle geçek iç içe geçmiştir. Şair bir dizesinde ”burada mahkumuz” derken dünyayı kasteder. Şairin ”o belde” olarak nitelendirdiği yer ise bu dünyanın dışında yer alan başka bir alemdir.

Bu durum onu, şaire daha da güzel gösteriyor. Şaire göre, bir şiirin açık ve net ifadelerle doldurulması, onu düz yazıya yaklaştırır. Oysa, şiir, hiçbir şekilde bir öykü ya da romanla benzer ögeler taşımamalıdır. Ahmet Haşim, başta O Belde ve Bir Yaz Gecesi Hatırası olmak üzere neredeyse tüm şiirlerinde imgesel bir dil kullanmıştır. Stephen Mallerme ve Charles Baudelaire, en çok etkilendiği Fransız şairler arasında yer alır.

Düzyazı türünde verdiği eserler de başarılıdır. Şiirde dizelerin uzunluk ve kısalıkları da şiire musiki havası veriyor. 12 ayrı vezin kullanılan bu 59 mısralık şiirde, birbirini takip sırasına bakarak, şairin belirli aralıklarla tekrar ilkesine dikkat ettiğini görürüz. Bu da bize gösteriyor ki şair, şiirini yazarken serbestlik içinde belli bir düzen kurmuştur. Fonetik bakımından birbirine benzer yapıda kelime parçalarının ısrarla tekrarı da “O Belde”yi müzikal kılan vasıtalardan birisidir. Bunlar âdeta şiirin ilk kelimesi olan deniz-ler-den kelimesinin ses itibariyle parçalanarak bütün şiirin içine yayılması şeklinde görünüyor. Ünlü+n, ünlü+r olarak gösterebileceğimiz ses gruplan, mısraların içinde ve mısradan mısraa devam eden bir ahenk temin ediyor. Gerçekleri belirsizleştiren, hayal kurmaya uygun bir renktir. Gölge sıfatı da gerçeği silme arzusunu ifade eder. Hava ve kadınlar için kullanılan “ince” sıfatı da bu eğilimi gösterir.

{

“BENDEN ALDIĞI BORÇ PARAYLA MAAŞ ÖDEDİ”

|}

O beldede akşam mavi, kırgın ve dalgındır; deniz durgun, sessiz ve hastadır. O belde de “ufk-ı şam” (akşam ufku), “âlâm-ı fikr” (düşünce acıları) gibi sıradan isim tamlamalarının yanında, bazı yeni isim tamlamaları da görülür. “Melal-i hasret ü gurbet” (özlem ve gurbet sıkıntısı) tamlaması şairin en ince ruh halini ifade eder. “Lerze-i istitâr-ı istiğnâ” (içe kapanma ve çekimserlik titremesi) tamlaması da şair tarafından bulunmuş yeni bir tamlamadır. “Bûy-i rûh” tamlaması şiirin en ilginç tamlamasıdır. Dizenin içinde “Ve bu akşamki lerzesiz, sessiz / Topluyor bû-yi rûhunu gûyâ” ifadesi, tabiatla kadın arasındaki kaynaşmayı ifade ediyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *